Sonunda ertesi gunu dusunmeden yasayabilecegim bir noktaya ulastim. Gecici de olsa buraya varmak guzel. Olumu gorup, sitmaya razi olmak bizimkisi. Yarin 3 gunluk aramiz basliyor. Dubai' ye gidiyorum. Hazirliklar ancak sabaha bitti. Bir suru is vardi yine tatile gitmeden bitirilecek.
Bugun ilk kez karsimda etten kemikten bir insan varken Turkce konusmayi ozledigimi farkettim. 4 ay oldu, internet haricinde soyle ete kemige burunmus bir insanla Turkce konusmadim. Bu sektorde Turk az. Ulke olarak petrol uretiminde pek olmadigimiz icin sanirim. Cinli sinif arkadasimin deyimiyle "rare kind"im burada.
Bu meslegi yapanlari hayat kadinlariyla karsilastiran bir email aldim. Paylasayim istedim.
Sevgiler...
"When I try to explain to people exactly what I do in my job, it's
sometimes difficult to get them to understand.
This may put it in a way that makes it easier to grasp.
1. We work in weird shifts ... Like prostitutes.
2. They pay you to make the client happy .... Like prostitutes.
3. The client pays a lot of money, but your employer keeps almost
every penny ... Like prostitutes.
4. You are rewarded for fulfilling the client's dreams ... Like
prostitutes.
5. Your friends fall apart and you end up hanging out with people in the
same profession as you ... Like prostitutes.
6. When you have to meet the client you always have to be perfectly
groomed ... Like prostitutes.
7. But when you go back home it seems like you are coming back from
hell ... Like prostitutes.
8. The client always wants to pay less but expects incredible things
from you ... Like prostitutes.
9. When people ask you about your job, you have difficulties explaining
it ... Like prostitutes
10. Everyday when you wake up, you say: I'M NOT GOING TO SPEND THE
REST OF MY LIFE DOING THIS SH1T'.... Like prostitutes.
The only difference is the prostitutes can take Christmas and New Year's
Eve off and they actually DO make a lot of Money!!!"
Saturday, July 16, 2011
Wednesday, June 22, 2011
Col Raporu
Gozlerimi actim saat sabah 03:00. Bir an aptalladim, neredeyim, ne zaman uyumusum, bugun hangi gun, dun ne yaptim, daha bir sey yapmali miyim? Etrafa bakindim, her sey yolunda. Boslukta sallanan aklim yerine geldi. Son 3 gun insan dogasinin sinirlarini test edercesine calismistim. Insan secimlerinin sonuclarini fazla sikayet etmeden yasamali ozellikle de her an baska secimler yapma sansi varken. O yuzden burada fazla sikayetci olmayacagim durumumdan. Muhendislikse istedigim, iste hardcore muhendislik. Boyle bir calisma sekli oldugunu daha once bilseydim Masterimi 9 ayda tamamlardim heralde. 10 saat winchman, 8 saat ara, 10 saat operator, 8 saat ara ve 10 saat muhendislik sifti yaptiktan sonra uyumadan bilgisayar basinda 10 saat daha finalizasyon. Son siftte uymadan gecen bir 27 saat. Cogu zaman onceki siftteki gecikmeden dolayi stand-by'da beklemek gerektiginden ise ne zaman baslanacagini kimse gercekten bilmiyor. En zoru da 10 saat sicakta operasyonu tamamladiktan sonra bilgisayarda data analizi yapmak. Yorgunluktan bir noktada insan kendini malca saga sola tiklarken veya daha da kotusu uykuya dalmis durumdayken ekrandan size tas-top vs geldigini gorup sicrarken buluyor. Bu arada litrelerce su icmeyi ve ekran basinda beslenmeyi de unutmamak gerekiyor. Yer yer sanal hayvan gibi hissediyorsunuz yani! Ayrica yuksek basinc, nukleer kaynakli araclar kullanildigi icin de konsantrasyonunuzu kaybetme luksunuz yok. Isten bu kadar bahsetmek yeter. Daha bu tempoda 2 ay daha yasayacagim. Isi gercek bir muhendislik olmasi nedeniyle sevdim ama stress beni cok yoruyor. Butun bu operasyonlar sirasinda ve oncesinde inanilmaz bir stres yuleniyor uzerinize. Zaman kisitli, musterilerin istekleri cok, tamamlamak gereken dokumanlar, kalite vs...Yoksa mesele sadece uyanik kalmak olsa ben 3 gun uyumam...
Insanin sinirlari zorlandiginda nasil da adapte oldugunu gormek cok ilginc. Sinifimda 18 kisi var. Hemen hemen her kitadan insan var. Buraya gelmeden once hepimiz normal yasamlar suruyorduk. Okula baslamadan once 27 saat uyumadan yuksek konsantrasyonla calisma fikri herkese cok uzaktir kesinlikle. Herkes 6-8 saat arasi uyuyan normal bireyler cunku. Simdi bakiyorum da en azindan 24 saat uyumamak herkes icin oldukca normal gibi. Bazilari stressle mucadelede daha basarili, bazilari daha duzenli...Farklar genelde burada olusuyor. Cunku isler ters gitmeye basladiginda sizi kurtaracak tek sey ne kadar duzenli oldugunuz. Eger her seyi kafanizda tutanlardan veya buna calisanlardansaniz kesinlikle sicarsiniz. Bu kadar uzun saatler ve baski altinda her seyi hatirlamak imkansiz...
Neyse, ayda 2 kere izin yapiyoruz Allahtan. Onda da ertesi gunku sinavi veya is hazirligini akillardan cikarip cosmak kolay olmuyor. Resimler o anlardan. Gecen mavi bayrakli bi plaja gittik cunku Brezilyalilar aylardir yuzemedikleri icin olme noktasina gelmislerdi. Aldik cocuklari plaja goturduk. Bunlara bi top ver bir de su. Ne yemek isterler ne para. Suyun rengi harikaydi ama biraz sicakti. Burada karisik-aile ve kadin plajlari var. Herkes inanilmaz derecede kadinlar plajina yuzmek istedi ama uzak oldugu icin vazgectik. Kadinlarin erkeklerden kesin cizgilerle ayrildigi her yerde erkek bunyesi sapkinliga gidiyor. Ben bunu anladim. Burada Arap arkadaslarla da konusuyorum. Onlar da cok mutlu degil gibi ama bir bireyin kafasina kucuk yasta sokulan her seyi birakip, marjinal adimlar atmasi da kolay degil. "Kadinlar Suudi Arabistan'da niye araba kullanamiyor?" diye sordugunuzda Suudi arkadasiniz "Kadin araba kullaninca biz tecavuz ediyoruz" derken aslinda o da bu cevapta bir carpiklik oldugunu biliyor ama mudehala edemiyor. Saga sola tecavuz etmemek icin bulduklari super care de erken yasta evlenmek. Bazen insan bir hata yapar, hatayi farkeder konuyu kapatir. Bazen de hata yapariz, duzeltmek icin bir tane daha, sonra bir tane daha...o boku alir her yere sivariz ya, iste bu is oyle. Araba kullanan kadina tecavuz etmemek icin 18 yasinda evlenmek gercekten mukemmel bir proje! Burada bir sey ogrendim, dunyada baris ve mutluluk ancak ozgurlukle gelecek. Bu konuda biraz doluyum ama cok carpiklik gordum. Internette porno yasak emirliklerde ama bir bara icmeye gittiginizde etraf hayat kadini dolu. Cocuklar gecen bir gece kulubune gitmislerdi. Allahtan gitmemisim. Tabi hepsi samba, merenge, tango modundaydi giderken. Malum bu danslar esli ama burada es bulmanin tek yolu (dans icin bile) para odemek olunca bizim Latin arkadaslar mal gibi kalmis. Allahtan yanlarinda bir kac Arap da vardi da baslamislar halay cekmeye. Adaptasyona bak, kulturler arasi farka bak. Latinler "kadina dokunmadan yapilan aktivite dans degil, spordur" diyor. Araplar kadinlari bosver, biz bize yeteriz deyip vuruyor halaya. Ertesi gun sinifta "disko nasildi?" dedim. Meksikali arkadasim vardi "We did group dance" dedi. Dedim eyvah, baslarina ne geldi acaba. Sonradan anlasildi ki "group dance" halaymis. Sinirlerim acayip bozuldu. Yasaklarla sistemi mahvetmisler. Kabul edelim burada olan-biten insan dogasina aykiri. Turkiye olarak lutfen bunlara ozenmiyelim. Insanligimizi korumanin tek yolu, ozgurlugumuzu korumak. Yoksa hayat boyu group dance! Tabi ki burada butun Arap camiasini da tovmet altinda birakmamak gerekir. Kalabalik bir camia. Bir Kuzey Afrika'li ile bir Oman'li bir degil...Insanlari da bir cirpida gruplamayalim. Genel itibariyle Avrupalilardan cok daha muhabbet ve yardimsever insanlar. Ama eglenmek icin yaptiklari seyler cok degisik. Hayattan zevk alis bicimleri farkli.
Bu tempoda Ramazan nasil gececek ben onu merak etmeye basladim. Tabi ki burada Ramazanda sokakta yemek yemek yasak. Ancak sicakta calisirken oruc tutmak ne kadar saglikli suphelerim var. Yaptigim nabiz yoklamalarina gore siniftaki muslumanlar -ben ve bir Cezair asilli Fransiz disinda- tam kadro hazir gibiler. Yapmayin, etmeyin dediysem de dinletemedim. Dusunun col sicaginda uzerinizde kalin tulumla 9-10 saate varan surelerde calisiyorsunuz. Terlemek baska bir boyut kazaniyor. Terlemekten cok vucudunuzda bir delikten su akiyormus gibi oluyor. Yani terlemede bir devamlilik var. Gunde bazen 7-8 litre su iciyorum ve inanir misiniz bir kere bile cis yapmiyorum. Adamlar bu 7 litre suyu icmemekten bahsediyorlar. 'Arkadas, biz de okuduk din kulturu ve ahlak bilgisi, yapmayin, kaza edersiniz' dedim ama dinletemedim. Mazeret saglam yani. Dusunsenize su kaybindan kafa bi milyon olacak, kendisine zarar verse iyi. Sen adamla ayni shiftte gorevliysen, 14milyon elektrovolt yayan bir nukleer cihazla burun buruna gelebilirsin ki o anda o arkadas tanrisina kavusmanin mutlulugu icerisindeyken sen ne dusunursun bilemem. Allah kabul etsin, ne diyelim. Tedirginim.
Bir de super bir kulturel hadise gerceklesti. Ise baslayanlar ilk yil yesil kask takiyorlar sirkette. Bir Cinli arkadasimiz bir gun kirmizi kaskla geldi. Herkes sormaya basladi sebebioni. Ogrendik ki Cin kulturunde yesil sapka takmak "esim beni boynuzluyor" demekmis. Ben de haliyle sordum "esin seni boynuzluyorsa sen bu mevzuyu neden bir de gidip halka aciyorsun?" Kultur iste. O da bilmiyor cevabini. Group dance yapmakla ayni sey. Herkes boyle yapiyor, ben de herkesin gittigi yoldan yuruyeyim ki basim agrimasin. Iste kulturun tanimi bu!
Isyankarim sanmayin, kuzu gibiyimdir. Ama yanlis seyler oluyor. En azindan konusmak lazim. Ustelik ben sinifta kulturler arasi diyolog elcisiyim. Araplara "Selamunaleykum" deyip "Aleykumselam haci" cevabi alirken (sakal tirasina usenmenin faydasi), Avrupalilarla AB muzakerelerini tartisan, Brezilyalilara futbol dersi veren, Afrikalilari ezen bir milletten olmadigi icin her zaman masalarina davet edilen, Kolombiyalilarla ve Meksikalilarla kotu aliskanliklar uzerine soylesen. Bizim de yanlislarimiz olmamis mi tarihte, olmus ama abartildigi kadar degil. Millet refahini baskalarini somurmek uzerine kurmus ve hala biz Turkler daha sucluyuz. Ben buna inanmiyorum. Su an ulke olarak en buyuk ihtiyacimiz ozgurlesmek ve entellektuel kapasitemizi arttirmak. Tarihle yuzlesmek ondan sonra kendiliginden gelir ve hatalar tekrarlanmaz.
Bir de genel resme bakinca Turkiye'de yasayan her bireyin o gun yasadigi cogu mutlu ani borclu oldugu bir isim olduguna artik kesinlikle ikna oldum. Sizin mutlulugunuza direk katkisi olan bu adami hep hatirlamaniz dilegiyle, Arap collerinden sevgiler.
Asagiya vaktin varsa ye, uyu, eglen resimlerimi ekliyorum. Cok calisinca bu vakitlerin kiymeti daha iyi anlasiliyor.






























Bu arada musik ya Ankara'da ya da Seattle' da yapilinca guzel oluyor illa ki:
Insanin sinirlari zorlandiginda nasil da adapte oldugunu gormek cok ilginc. Sinifimda 18 kisi var. Hemen hemen her kitadan insan var. Buraya gelmeden once hepimiz normal yasamlar suruyorduk. Okula baslamadan once 27 saat uyumadan yuksek konsantrasyonla calisma fikri herkese cok uzaktir kesinlikle. Herkes 6-8 saat arasi uyuyan normal bireyler cunku. Simdi bakiyorum da en azindan 24 saat uyumamak herkes icin oldukca normal gibi. Bazilari stressle mucadelede daha basarili, bazilari daha duzenli...Farklar genelde burada olusuyor. Cunku isler ters gitmeye basladiginda sizi kurtaracak tek sey ne kadar duzenli oldugunuz. Eger her seyi kafanizda tutanlardan veya buna calisanlardansaniz kesinlikle sicarsiniz. Bu kadar uzun saatler ve baski altinda her seyi hatirlamak imkansiz...
Neyse, ayda 2 kere izin yapiyoruz Allahtan. Onda da ertesi gunku sinavi veya is hazirligini akillardan cikarip cosmak kolay olmuyor. Resimler o anlardan. Gecen mavi bayrakli bi plaja gittik cunku Brezilyalilar aylardir yuzemedikleri icin olme noktasina gelmislerdi. Aldik cocuklari plaja goturduk. Bunlara bi top ver bir de su. Ne yemek isterler ne para. Suyun rengi harikaydi ama biraz sicakti. Burada karisik-aile ve kadin plajlari var. Herkes inanilmaz derecede kadinlar plajina yuzmek istedi ama uzak oldugu icin vazgectik. Kadinlarin erkeklerden kesin cizgilerle ayrildigi her yerde erkek bunyesi sapkinliga gidiyor. Ben bunu anladim. Burada Arap arkadaslarla da konusuyorum. Onlar da cok mutlu degil gibi ama bir bireyin kafasina kucuk yasta sokulan her seyi birakip, marjinal adimlar atmasi da kolay degil. "Kadinlar Suudi Arabistan'da niye araba kullanamiyor?" diye sordugunuzda Suudi arkadasiniz "Kadin araba kullaninca biz tecavuz ediyoruz" derken aslinda o da bu cevapta bir carpiklik oldugunu biliyor ama mudehala edemiyor. Saga sola tecavuz etmemek icin bulduklari super care de erken yasta evlenmek. Bazen insan bir hata yapar, hatayi farkeder konuyu kapatir. Bazen de hata yapariz, duzeltmek icin bir tane daha, sonra bir tane daha...o boku alir her yere sivariz ya, iste bu is oyle. Araba kullanan kadina tecavuz etmemek icin 18 yasinda evlenmek gercekten mukemmel bir proje! Burada bir sey ogrendim, dunyada baris ve mutluluk ancak ozgurlukle gelecek. Bu konuda biraz doluyum ama cok carpiklik gordum. Internette porno yasak emirliklerde ama bir bara icmeye gittiginizde etraf hayat kadini dolu. Cocuklar gecen bir gece kulubune gitmislerdi. Allahtan gitmemisim. Tabi hepsi samba, merenge, tango modundaydi giderken. Malum bu danslar esli ama burada es bulmanin tek yolu (dans icin bile) para odemek olunca bizim Latin arkadaslar mal gibi kalmis. Allahtan yanlarinda bir kac Arap da vardi da baslamislar halay cekmeye. Adaptasyona bak, kulturler arasi farka bak. Latinler "kadina dokunmadan yapilan aktivite dans degil, spordur" diyor. Araplar kadinlari bosver, biz bize yeteriz deyip vuruyor halaya. Ertesi gun sinifta "disko nasildi?" dedim. Meksikali arkadasim vardi "We did group dance" dedi. Dedim eyvah, baslarina ne geldi acaba. Sonradan anlasildi ki "group dance" halaymis. Sinirlerim acayip bozuldu. Yasaklarla sistemi mahvetmisler. Kabul edelim burada olan-biten insan dogasina aykiri. Turkiye olarak lutfen bunlara ozenmiyelim. Insanligimizi korumanin tek yolu, ozgurlugumuzu korumak. Yoksa hayat boyu group dance! Tabi ki burada butun Arap camiasini da tovmet altinda birakmamak gerekir. Kalabalik bir camia. Bir Kuzey Afrika'li ile bir Oman'li bir degil...Insanlari da bir cirpida gruplamayalim. Genel itibariyle Avrupalilardan cok daha muhabbet ve yardimsever insanlar. Ama eglenmek icin yaptiklari seyler cok degisik. Hayattan zevk alis bicimleri farkli.
Bu tempoda Ramazan nasil gececek ben onu merak etmeye basladim. Tabi ki burada Ramazanda sokakta yemek yemek yasak. Ancak sicakta calisirken oruc tutmak ne kadar saglikli suphelerim var. Yaptigim nabiz yoklamalarina gore siniftaki muslumanlar -ben ve bir Cezair asilli Fransiz disinda- tam kadro hazir gibiler. Yapmayin, etmeyin dediysem de dinletemedim. Dusunun col sicaginda uzerinizde kalin tulumla 9-10 saate varan surelerde calisiyorsunuz. Terlemek baska bir boyut kazaniyor. Terlemekten cok vucudunuzda bir delikten su akiyormus gibi oluyor. Yani terlemede bir devamlilik var. Gunde bazen 7-8 litre su iciyorum ve inanir misiniz bir kere bile cis yapmiyorum. Adamlar bu 7 litre suyu icmemekten bahsediyorlar. 'Arkadas, biz de okuduk din kulturu ve ahlak bilgisi, yapmayin, kaza edersiniz' dedim ama dinletemedim. Mazeret saglam yani. Dusunsenize su kaybindan kafa bi milyon olacak, kendisine zarar verse iyi. Sen adamla ayni shiftte gorevliysen, 14milyon elektrovolt yayan bir nukleer cihazla burun buruna gelebilirsin ki o anda o arkadas tanrisina kavusmanin mutlulugu icerisindeyken sen ne dusunursun bilemem. Allah kabul etsin, ne diyelim. Tedirginim.
Bir de super bir kulturel hadise gerceklesti. Ise baslayanlar ilk yil yesil kask takiyorlar sirkette. Bir Cinli arkadasimiz bir gun kirmizi kaskla geldi. Herkes sormaya basladi sebebioni. Ogrendik ki Cin kulturunde yesil sapka takmak "esim beni boynuzluyor" demekmis. Ben de haliyle sordum "esin seni boynuzluyorsa sen bu mevzuyu neden bir de gidip halka aciyorsun?" Kultur iste. O da bilmiyor cevabini. Group dance yapmakla ayni sey. Herkes boyle yapiyor, ben de herkesin gittigi yoldan yuruyeyim ki basim agrimasin. Iste kulturun tanimi bu!
Isyankarim sanmayin, kuzu gibiyimdir. Ama yanlis seyler oluyor. En azindan konusmak lazim. Ustelik ben sinifta kulturler arasi diyolog elcisiyim. Araplara "Selamunaleykum" deyip "Aleykumselam haci" cevabi alirken (sakal tirasina usenmenin faydasi), Avrupalilarla AB muzakerelerini tartisan, Brezilyalilara futbol dersi veren, Afrikalilari ezen bir milletten olmadigi icin her zaman masalarina davet edilen, Kolombiyalilarla ve Meksikalilarla kotu aliskanliklar uzerine soylesen. Bizim de yanlislarimiz olmamis mi tarihte, olmus ama abartildigi kadar degil. Millet refahini baskalarini somurmek uzerine kurmus ve hala biz Turkler daha sucluyuz. Ben buna inanmiyorum. Su an ulke olarak en buyuk ihtiyacimiz ozgurlesmek ve entellektuel kapasitemizi arttirmak. Tarihle yuzlesmek ondan sonra kendiliginden gelir ve hatalar tekrarlanmaz.
Bir de genel resme bakinca Turkiye'de yasayan her bireyin o gun yasadigi cogu mutlu ani borclu oldugu bir isim olduguna artik kesinlikle ikna oldum. Sizin mutlulugunuza direk katkisi olan bu adami hep hatirlamaniz dilegiyle, Arap collerinden sevgiler.
Asagiya vaktin varsa ye, uyu, eglen resimlerimi ekliyorum. Cok calisinca bu vakitlerin kiymeti daha iyi anlasiliyor.
Bu arada musik ya Ankara'da ya da Seattle' da yapilinca guzel oluyor illa ki:
Monday, June 13, 2011
Sunday, June 5, 2011
Wednesday, May 25, 2011
Emirates
Emirlikler dedik baslikta ama aslinda ben Abu Dhabi'de vakit geciriyorum. Sadece iznimde 1 gunlugune Dubai'ye gidebildim. Dubai ve Abu Dhabi cok benzese de Dubai bir adim daha onde gibi. Farki yaratan da oradaki batili nufus. Genel olarak sosyal hayat Dubai' de bize daha uygun gibi geldi. Tabi burada Norvec'le veya Avrupa ile karsilastirarak vakit kaybetmeyecegim. Collerin ortasinda vaha yaratmis adamlar. Nasil bir para harciyorlar fikrim yok. Resimlere bakin; kampusun ici ve duvarin hemen disi...Isin asli sehirleri gozlemlemek icin yeterince zamanim olmadi. Duvarlarla cevrilmis colun ortasinda bir vahada gunlerimi geciriyorum. Cok yogun bir calisma temposu var. Yogun deyince klasik yogunluk anlasilmasin lutfen, gunde ortalama 4-5 saat uyunabilen bir yogunluk. Su an yatmayip bu yaziyi yazma nedenim uykuya ihtiyacim olmamasi degil ama anlatacak cok sey olmasi...
Simdi yatmam lazim. Bir daha ne zaman firsatim olur bilemem ama Matrix'te kafasina bilgi yuklenen Neo gibiyim. Umarim Agustosa kadar her sey iyi gider. Bana dua edin tabi Cinliyseniz o ayri...
Geleli 2 haftayi gecti. Ilk 14 gunde sanirim 15 sinava girdim. Dahasi gunduzleri basimda kask, uzerimde tulum col sicaginda calistim. Aksamlari da ertesi sabahki sinavlara hazirlandim. Sinifim 18 kisi. 8 tane Guney Amerikali, 2 tane Avrupali, 2 tane Asyali, 4 tane Arap ve 2 tane de Afrikali var. Ilk gunlerde burada nasil yasamamiz gerektigini anlattilar. Tabi ki kampus alaninda cok rahatiz ama disariya ciktigimizda nasil davranacagimizi bilmemiz gerekiyor. Komedi orada basladi aslinda. Arap olanlar disinda herkese ama ozellikle de Guney Amerikalilara ters geldi her sey. Simdi adamlar "kadinlar yalnizsa asansore binmeyin" konseptini anlayamadilar cunku onlarin kulturunde bilhassa kadin yalnizsa asansore biniyorsun. Bir diger kafalari karistiran hadise de "otellerde icki icebilirsiniz ama onrasinda sokaga sarhos ciakrsaniz hapse girer ve sinir disi edilirsiniz" oldu. Cunku isimiz cok zorlu, disariya cikinca herkes cokca icmek istiyor. Ve onlarin yasam tarzinda icip de sarhos olmamak yok. Ayriyeten bir Meksikalinin geninde rakiyi saraba katmak olmasa da tekilayi biraya katmak var. Neyse ki isimiz basimizdan askin, disariya adim atamiyoruz. Bir de Agustos'ta ramazan nedeniyle disarida yemek yeme yasagindan bahsedildi ki o konuyu daha oturtamadilar larinda. Devamli soruyorlar. Insallah bir ay icerisinde anlayacaklar da kimsenin basi derde girmeyecek. Bir diger hadise de internette yasandi. Internette yasak nedir bilmeyen dunya kadar ulke var. Adam bakmis bazi siteler calismiyor, cikmis gelmis IT'ye "Haci internet ayarlari bozuldu, bazi sitelere girilmiyor, cikan uyari da Arapca anlamadik" diye. Hey yavrum hey, bize viz geldi tabi. Her siteye girecek kadar olgun mu ki insan denen yaratik...Sukurler olsun ki bizim iyiligimizi dusunenler var basimizda. Bir de gece kulubune gitmis bu Latin Amerikali arkadaslar ortam var diye. Tabi ki burada kadinlar sosyal hayatta olmadigi icin yuzlerce hayat kadininin dans ettigi bir yerde bulmuslar kendilerini. Konsept cok sapkin ama sanirim olay burada boyle. Erkekler bu tarz kluplerde, kadinlar evde. Yabancilar nasil egleniyor bilmiyoruz henuz cunku hatri sayilir bir expat nufus da var. Bu kulturel farklar konusuna daha genis yer vermek lazim.
Simdilik en iyi arkadaslarim bir Kolombiyali, 2 Meksikali ve bir de Brezilyali diyebilirim. Gozunu sevdigiminin Latinleri. Hayata bakis acilari cok saglam. Mutlulugun bir tercih oldugunu dusunuyor gibiler, sen secmezsen asla gelmeyen. Bir tane de Nijeryali kankam var. Her gordugunde "How are you boss?" veya "What's up chief?" diyen. Su zor zamanlarda yuzu devamli gulen birisi olmasi cok guzel...Araplar da sicak insanlar. Muhabbet etmek kolay. Ozellikle bizim dizilerin hepsini biliyorlar. Adamlar bildigin "Ezel'in 2. sezon cok bozdu, dayi olmeyecekti veya Behlul'un amcasi cok bahtsiz adammis" tadinda muhabbet edebiliyorlar. Hosuma da gitmiyor degil. Biz Amerikayi fiilmlerle sevdik, Araplar da bizi dizilerle sever belki...
Bu milletlerin birbiriyle kombinasyonlu hikayeleri cok enteresan ama her seyi bu gece yazamam. Erken yatmak lazim. Sabah yuksek basinc dersim var. Dersleri umursamamak mumkun degil. Isiniz olmasi bir yana kendiniz ve operatorlerinizin sagligi sozkonusu oldugu icin ogrenmek hayati oneme sahip. Ders adlarina bak: yuksek basinc, radyasyon, patlayicilar...Ancak anlatmadan gecemeyecegim bir hadise yasadim. Projeyi teslim icin gece bilgisayar basindayken Cinli bir arkadasa yardim ediyordum. Printer bir calisiyor bir calismiyor. Cocuga dedim ki: "Haci dua et, bassin yoksa biteriz". Ne dese begenirsiniz. Orjinalini yaziyorum: "I don't have a god. Do you have some gods in Turkey?" Sanki borc alacak...Atladim kapattim agzini. Ben onemli degilim de bir Arap duyar simdi, is cikar. Dedim "hic mi yok? Totem olur, aile buyugu olur, gok cismi olur?" Adam "yok, Cin'de bizim pek yok" dedi... Neyse printer calisti muhabbet kapandi.
Son zamanlarda cok insanla tanistim. Bambaska ulkelerden insanlar uzun saatler omuz omuza bu isi yapiyor. Her yer hikaye dolu. Bizim burada esekler gibi guldugumuz 2 hikayeyi anlatip bitireyim.
Ilk hikayemizin adi FUNCLE: Father+Uncle:
Suudi collerinde 4 yil calisan birinden dinledim. Collerde muhendisler icin rotasyon olsa da ascilar ve temizlikciler icin bazen olmuyor. Aylarca ve hatta birkac yil tesislerde kalanlar var. Bir gun 16 aydir tatil icin ulkesine gitmeyen bir asci pasta dagitmaya basliyor. Soruyor eleman, "hayirdir usta, bayram degil, seyran degil?" Usta diyor ki "oglum oldu"...Sasiriyor millet: "haci nasil olur? Sen 16 aydir burdasin." Ustanin cevabi soyle: " My brother took care of it". Bizim eleman da "hayirli olsun" deyip uzuyor saskinliktan. Bazi kulturlerde bu normalmis. Adam cocugun hem babasi hem amcasi oldugu icin bu hikayenin adi: FUNCLE
Bir diger hikayemizi de Ispanyol bir muhendis anlatti. Hikayenin adi "Midget"
3 Ispanyol birkac sene once Hollanda'ya gidip magic mushroom yiyorlar. Sonra mantarin etkisi altinda hostelin bahcesinde takiliyorlar. Iclerinden bir tanesi iceriye gidiyor ve dondugunde bizim elemanlara diyor ki: " cok sirin cuceler vardi iceride, gordunuz mu?" Elemanlar sasiriyor ve "sacmalama" diyorlar. Cuceleri gordugunu iddea eden: "Bana inanmayacaginizi biliyordum ve iste bu yuzden bir tanesini odaya goturdum" diyor. Odaya gidip baktiklarinda yatakta uyuyan bir cocuk buluyorlar. Korkuyla birlikte ayilma sureci hizlaniyor. Ayildiklarinda cocugu lobiye birakmaya karar veriyorlar. O da nesi? Engelli cocuklar icin duzenlenen bir gezi varmis ve aldiklari cocuk o gruptanmis....
Daha hasta hikayeler de var ama bu ikisi en az hasta olanlari. Bu arada "midget" denmiyormus artik. "Little people" deniyormus. "Retarded" yerine de "challenging person" denmeliymis. Bunu da bir amerikan stand-up' cisindan ogrendim. Bu acimasiz ama gulduren showu da ekleyeyim buraya.
Simdi yatmam lazim. Bir daha ne zaman firsatim olur bilemem ama Matrix'te kafasina bilgi yuklenen Neo gibiyim. Umarim Agustosa kadar her sey iyi gider. Bana dua edin tabi Cinliyseniz o ayri...
Saturday, May 7, 2011
Bergen, NORVEC

Sadece 2 saat sonra ayrilacagim buradan. Gitmeden yazmak gerekiyor cunku yeni bir ulkeye varir varmaz gelinen ulkenin imajlari bulaniklasmaya basliyor. Hele ki bu yolculuk Norvec'ten BAE'ne yapilacaksa icine dusecegim tezatlikla birlikte Norvec'te gecen gunlerin birkac saatte kafamda hayale donusmeye baslayacagini biliyorum. Gerceklik solmadan, baslayalim;
Yogun bir haftayi geride biraksam da zaman buldukca sehri gezdim. Bu arada bir onceki yazida bahsettigim egitim ertelendi, yaza kaldi. Kisaca isten bahsetmek gerekirse simdilik iyi gidiyor diyebilirim. Ancak ortalama bir meslege gore tehlikeler yok degil. Radyasyon, patlayicilar, yuksek basinc, yuksek desibel ve cisim dusmesi simdilik en tehlikeli noktalar gibi. Ayrintilari ben iste daha da derinlesince yazarim. Is yerinde en az 15 milletten adam var. Ilk kez uluslararasi bir ortamda hic Turkiye Turku'ne rastlamadim. Ama ikiser Azeri ve Turkmen var. Turkmenlerden bir tanesi iyi Turkce konusuyor, Azeriler zaten malum. Norvec'e girmeden once Turkik kavimler olarak gecen gece cok guldugumuzu belirteyim. Ilk olarak herkes kendisini orijinal Turk olarak tanimliyor ve digerlerini bozulmus olarak niteliyor. Tabi ben burada fazla cikintilik yapamadim cunku ozellikle Turkmen olan aynen Mete Han minyaturu gibi karsimda duruyorken "orjinal benim" demem sacma olacakti. Muhabbet dondu dolasti "Azerbeycan yaragli kuvvetleri' ve "Turkmenistan yaragli gucleri" noktasina geldi. Ondan sonra dilelerde olusan anlam kaymalari uzerine muhabbet muhabbet...Misal Turkmence'de "huy" bizdeki argo "penis" anlamina geliyormus. Oradaki bir Turkiye Turku ogretmen veli toplantisinda haylaz cocugun babasina: "senin oglanin huyu bozuk" demis ve olaylar gelismis. Bir diger olay da universiteye gelen bir Turkmen'in siir okumasi istenince yasanmis. Cocugun sinifta ilk okudugu siir soyle basliyor:
"Elimde yaragim var,
Oldurmek hayalim var..."
Bir de en cok "suya dusmenin" yuzmek olmasina sasirdim...
Gelelim mavi gozlu Araplar'a, yani Norvec'e...Danimarka aktarmali bir ucakla geldim buraya. Havaalaninda kapidan gecip, bekleme salonuna girince sarisin veya kizil, dovmeli ve mumkun oldugunca sort giyen ve bir seyler okuyan bir kitleyle karsilastim. Iceri girince herkesin birbirini tanidigi ama sizin kimseyi tanimadiginiz bir yere girmis gibi oldum. "Pardon" deyip geri ciktim, yanlis partiye gelmisim gibi sivistim. Kapinin onunde, koridorda bekledim. Bir de ozellikle cok sarisin hatun olunca butun ulke tikiymis gibi geldi ilk basta. Neyse sonra bindik ucaga geldik, isyerine gittim, dokumanlar falan derken ise basladik.
Bos olan gunumde sehre indim. Norvec'in 2. buyuk sehri deyince ben de baya buyuk sandim ama baktim ki bizim Nazilli kadar var yok. Yalniz sehir cok buyuleyici. Bir de hava gunesliydi sansima, yurudukce yurumusum. Vay arkadas, gunesin konumu saatlerce degismeyince ve siz varali daha bir gun olunca insan ne yurudugunu biliyor ne aciktigini. Ayagim su topladi. Simdi cok sallamayayim ama abartisiz ogleden sonra 2 ile aksam 9 arasi gunesin konumu ayni. 9'dan sonra batma egilimine giriyor ve 10 kusurda aksam oldu diyebiliyoruz. Bizim motto belli: "Hadi haci, aksam oluyor, eve kacalim". Peki ya aksam olmazsa...Resmen rezil oldum dolasmaktan. Birde ogleyin 12-1 yemek yedik diyelim. Aksam 7 oluyor hala ogleyin yedigin zamanki gibi gunes ulen yesem mi yemesem mi kafa karisiyor. Bir Turk restorani buldum da yedim bir seyler cok sukur sonunda. Cunku burada yemek bulmak bir hadise. Fiyatlardan bahsetmiyorum bile ama her gun hayatimi surdurecek kadar yiyebiliyorum. O kadar sacma bir damak zevkleri var ki yakinda saygi duymayi birakacagim. Sadece ben de degilim, Kuzey Afrikalisindan, Brezilyalisina, Orta Dogulusundan, Orta Avrupalisina kadar herkes sikayetci. Tam istah kabartan bir pizza goruyorsun icinden ananas cikiyor, tam cacik benzeri bir sey gordum diye sevinirken icerisinden tarcin cikiyor. Hay ben boyle askin izdirabini...
Tabi halkin psikolojisi de bunca zenginlige ragmen bozuk. Yuruyenlerin gozune bakinca anlasiliyor. Tek mutlular lise ve dengi gencler...Ondan sonra aydinlik-karanlik, soguk-yagmur derken beyinde bir cereyan atlamasi oluyor sanirim. Bir de daginik yerlesmisler. Koca ulke, nufus 5 milyon. Biraz toplanin, sosyallesin yok. 30-40 km etrafa ev yapmislar. Her evin de garajina 2 tane BMW ayarinda araba koymuslar ama cozum degil.
Bir de saglikli yasam cilginligi var. 25-30 yil once sigara reklamlarini yasaklamislar. Evin yaninda bir saha var sabah ise gitmek icin cikinca antreman yapan cocuklar goruyorum. Altyapi saglam ama nufus az iste. Dusunsenize bizim Izmir'den milli takim yapmaya calistigimizi. Gocmen de yok bizdeki gibi Almanya'dan topcu takviye etsinler. Demem o ki, yillarca yasiyorlar. Etraf 90-100 yasinda adam dolu. Bir yuruyosun sanki cuma namazi yeni dagilmis havasi var her yerde.
Neyse, dolasirken bir bara girdim. Bira fiyatlari pahali bir ulkeye gore bile pahali. 40 cl bira 6-7 euro (60 NOK) civarina satiliyor. Yerel halkla kaynasmak adina girdim. Tabi ben gittigi ulkenin seklini alan bir insanim. Nasil Italya'da deri mont giydiysek burda da biyiklari kesip keci sakal biraktim. Ise de yaramadi degil. Biyiklar varken cok dislaniyordum, simdi konu-komsu selam vermeye basladi. Velhasilkelam girdigimiz bar da metalci bari cikti. 200 bin nufus var, 100 bin metalci var kentte. Tipler tedirgin ediciydi ama fazla korkmadim. Norvec'te yilda 5 cinayet olmuyormus bile. Kafasi bozulan kendine sIkIyor burda. Yalniz yine de bu satanist bebelerden korunmak icin biraz dua ettim. Ise de yaradi sanki. O ilk pis bakislar dagildi. Soguk adamlar ama biraz bira icerlerse konusuyolar veya biraz dua edince o pis satanistlik gidiyor uzerlerinden. Hangisi sebep bilemedim. Bi de bu barlarda oturup, takilan baya dunyaca unlu gruplar varmis. Ozellikle death metal'in kalesi burasi...
Simdi death metalle ilgili bir belgesel koyacagim. Ben izledim cok urktum. Evde de yalnizim. Cop atmaya cikacaktim ama tirstim, sabah giderim artik. Siz de bi izleyin. Ulkemizin 4 mevsim yasamasinin nimetlerini gorun.
Bir de ifade ozgurlugu falan tavan yapmis, etrafta polis yok. Bunlar cok guzel seyler. Italya' da oturma izni almak icin polis karakoluna giderdik ve abartmiyorum aylarca beklerdik. Adeta suclu muamelesi gorurduk. Burda mis gibi gocmen ofisi var. Nezih, 5 dakikada bastilar izni. Bir de 3 yil kalirsam ve Norvec'ce ogrenirsem sinirsiz oturma vereceklermis. Isim geregi 3 yil kalmam imkansiz ama bunu soylemeleri bile guzel. Ama tabi insanin ici bilinmez, belki yabancilari sevmiyolardir. Ancak nufus artis orani -%4.5 (azalma orani) olan bir toplumun yabanci ihtiyaci da muhakkak. Ilgilen hatunlara soyleyeyim, Norvecli bir erkekten cocuk yapan her kadina vatandaslik veriyolar. Siz yine de bana inanip cocuk yapmayin, ben sadece duydum bunu.
Cok uzun olunca kimse okumuyordur bu yazilari. O nedenle keseyim artik. Sunu da belirteyim Norvec'in dogasi Turkiye'den daha guzel. Biraz objektif olmak lazim. Para da cok adamlarda. Ama mutlu degiller azizim. Biz de her ne hikmetse herkes daha neseli. Kissadan hisse; mutluluk kesinlikle bir bakis acisi isi...Ben bunu anladim.
Iste videolar (Death metal videosunun devamini youtube'den takip edin, toplam 5 bolum, iste bunlar bardaki cocuklar):
Sunday, May 1, 2011
Paris
Burada zaman gecirmek enteresan olacak. Bir dahaki sefere daha uzun bir Norvec yazisi yazacagim. Paris'i de gormek iyi oldu. Lafi cok geciyor sagda solda. Arada iki laf da ben ederim artik. Istanbul, Barselona ve Roma'dan sonra 4. siradan girsin listeme Paris...
Subscribe to:
Posts (Atom)