Tuesday, September 6, 2011

Bir Acili Bergen

"başkalarının ekmeği acı,
başkalarının merdivenlerinden
çıkmak eziyetlidir."
Dante

Arabistan gunleri bitti. Hatta o koprunun altindan da cok sular akti. Genel hatlariyla basladigi gibi devam etti. Sadece Ramazan baslayinca cok katlanilmaz bir yere donustu. Her yer kapandi ve aksama kadar acilmadi. Arap arkadaslar da iyice koptu olaydan, yer yer olayi oruc tutmayanlara yigdilar ve baskalarinin onlarin islerini yapmasini hak gorduler. Bana gore ibadetin felsefesine ters hareketler ama belki de mahalle baskisi gunde litrelerce su kaybedilen bir iste bile bayilana kadar devam etmelerini saglayan motivasyonlariydi. Bu macera da boylece bitmis oldu.

Sonrasinda Turkiye'de guzelce tatil yapildi ama gunler nasil gecti hic farketmedim. Yine de sansliydim bayrami gordum. Degisik sehirlerde degisik insanlari ziyaret ederken bir psikoloji kapladi icimi. Orada cok vakit geciremeyecegimin, o mekana uzun sure gelmeyecegimin, o insanlari uzun sure goremeyecegimin bilinci her ani biraz daha yogun gecirmemi sagladi sanki. Garip bir duyguydu. Hem o anlarin keyfini cikarmami hem de her ani biraz da huzunle gecirmemi beraberinde getirdi. Gorebildigim insanlarin coguyla saatler icerisinde hasret giderdim ve tekrar vedalastim. Ardindan da yine bu yil kacinci kez oldugunu artik saymadigim valiz toplama isine giristim. Bindim ucaga geldim.

Ucak Amsterdam'da aktarma yapti. Soyle bi bekleme salonuna baktim Amsterdam havaalaninda, 10 tane 40 yas alti var-yok. Orada ilk kez dank etti nereye gittigim. Inince de bir yagmur ve Turkiye'ye gore en az 10 derece dusuk sicaklik. Sanki daha birkac gun once denize giren ben degilim, daha 2-3 hafta once Arap collerinde yanan ben degilim. O dakikadan beri yagmur yagiyor bu sehre.

Ilk geceyi otelde gecirdim. Cumartesi gecesi bu pahali ickilere deli gibi para verip sarhos olmus insanlara baktim. Sehir sarhos doluydu. "Kisi basi 5 bira icilse, sehirde su kadar sarhos olsa su kadar para doner" hesabimi yaptim, uyudum. Ertesi gun eve yerlestim. Ev guzel. En azindan otel odasi sikkinligi yok. Ev arkadaslarindan bir tanesi Iran'li, digeri Brezilya'li. Bu sefer sehrin icerisinde bir yer verdiler ama ise uzak. Daha erken kalkiyorum ama etrafta insan goruyorum ise gidip gelirken. Bir de yolumuzun uzerinde icerisinden gecmek zorunda oldugumuz bir park var ve parkta her daim uyusturucu muptelalari mevcut. Gelip soruyolar, 'yok' diyorsun gidiyolar ama yine de gerdi biraz. Insan burada bu islere neden bulasir acaba? Halbuki gidip alacaksin issizlik maasini, gezeceksin dunyayi. Adamlarin issizlik maaslari benim maasim kadar. Hatta bir ornek verdiler ki adamin maasi benim maastan baya bi fazla. Bi gun dalicam bu muptelalara, bizim kazancimizdan kesilen vergileri bu islere yatiriyolar diye sopaliycam keratalari.

Bugun iste ilk gun gecti. Yine deli gibi ogrenilecek sey var. Neyse ki okuldan uzun vadeli dusunmemeyi ogrendim. Insan bazen onune yigili islere bakinca morali bozuluyor. Bir bugune bir de yarina bakacaksin arkadas. Su akar, yolunu bulur. 4-5 ay icerisinde basarmami istedikleri seyler su anda gozume roket yapip, uzaya gitmek gibi geliyor.

Otururken bu yazi yazma istegi geldi birden. Orada anladim ben neden yazi yazdigimi bu bloga. Ben arkadaslarimla bu muhabbetleri yapmayi ozluyormusum meger. Yani ben sizinle konusmayi ozluyorum galiba. Basindan gecenleri paylasmak istiyor insan. Bu sefer nedense koydu gelisim. Aslinda kolay olamasini bekliyordum cunku artik tecrubelendim ama bekledigim gibi olmadi. Hatta ilk kez Italya'ya gittigimdeki hissin benzerini hissettim. Valizi bile bosaltmak istemedi canim. O zaman insan kabulleniyor cunku donusun yakin olmadigini...Bugun bir parca bosalttim artik. Bir ihtimal havadandir diyorum, bunye degisimi kaldirmadi ama kisa hazirlanmak lazim. Gun gelecek 10da aydinlanacak, 3te kararacak. Ise gideceksin karanlik, isten cikacaksin karanlik. Boyle boyle en az 4-5 ay isiksiz yasanacak burada.
Ilk gunumden akilda kalanlar bunlar. Simdi vakit deveyi gutme vakti!

Thursday, July 28, 2011

Ferrari World-Formula Rossa
















En son Ankara'da iken bu eglence parki olaylarini birakmaya karar vermistim. Is ne kadar zorsa eglence de o kadar sert oluyormus. Is icin patlayici baglayinca, eglenmek icin kafede 3 saat oturamiyor insan. Bugun geri donus yaptim, eglence parklarina yeminimi bozup adim attim. Abu Dhabi eglenceleri cok sinirli. Arkadaslar bu cilgin alternatifle gelince reddetmek olmazdi. Ah bu Latinler yok mu, acayip egleniyor keratalar.








Ogleden sonra atladik F-1 pistinin oldugu yere gittik. Orada dunyanin en buyuk kapali eglence parkina girdik. Parkin adi "Ferrari World". Iceride her sey Ferrari. Ne varsa yaptik. Aramizda gercek Italyan olmadigi icin, herkes beni takip etti. "Burda kahve icilecek" dedim, ictiler. "Burda pizza yenecek" dedim, yediler. Irili ufakli eglencelere takildiktan sonra geldik bomba eglenceye. Dunyanin en hizli roller coster'ina. Ben de dunyanin en hizlisi oldugunu bindikten sonra ogrendim arkadas. Bilsem oturur dusunurdum, belki binmezdim. Alet 100 km/sa surate 2 saniyede cikti, 0-240 km/sa ise 4.9 saniye aldi. Ben hayatimda hic boyle hizlandirilmamistim. Siz de muhtemelern jet pilotu falan degilseniz hizlandirilmamissinizdir. Serbest dusmeden daha hizli. Yani cikayim su binanin tepesinden atlayayim desem o kadar hizlanamam. Simdi alete bindik, mal mal bakiniyorum ben. Millet demirlere yapismis. 'Ulen dur bi bokluk var' demeye kalmadan 'cuvv' diye bir ses kulaklarima doldu. Yemin ederim hizimiz sabitlenene kadar ne dusundugumu hatirlamiyorum bile. Beyinde bir tikanma oldu. Sonra hizlanma bitti diye biraz sevinir gibi olmustum ki 50-60 metre yukari cikip asagiya dogru daldik. Ondan sonra beyin yine gorevi devraldi, biraz dusunmeye basladim. Dusunmek dedigim saglikli bir dusunme degil tabi. 240 km/sa ile yukari asagiya giderken, surata ruzgari yerken normallik beklemek sacma. Guzel tecrube oldu, tarifi imkansiz. En cok da alet cok hizli oldugu icin eglence parklarinda, roller coster'larda korkmadiklarini veya eglendiklerini gostermek icin alkis tutan grubun bile yerinden kipirdayamamasina sevindim. Bu grup benim eglence parklarini birakmamda cok etkilidir. Bu sefer o ivmede kipirdamak imkansiz oldugundan mi yoksa kimsenin kipirdayacak cesareti kalmadigindan mi bilinmez bu sak sakci tayfadan eser yoktu. Roller coster'da ritm tutmak nedir ya?








Guzel gecen bir gunden sonra col mapushanemize geri donduk. Yarin kalkilacak, sinava calisilacak. Kapatmadan asagiya roller coster videolarini ve bazi fotolari koyayim. Videolardan birinde Alonso ve Massa var. Her gun 240 km/sa hiza cikip antreman yapan adamlarin yuzlerine bakin. Ondan sonra senin-benim gibi birinin yuzu ne hale girer bir dusunun.


Parkin tanitimi

Friday, July 22, 2011

Amor Fati



















































































Yine uzun ve yorucu bir muhendislik kosusturmasinin ardindan yazacak vakit buluyorum. 18 saat suren bir mucadeleden ciktim, biraz uyudum. Daha fazla uyumak istemiyorum, zaten 3 saat sonra da vinc kullanmaya gidecegim. Bos vakitleri uyuyarak degerlendirince geriye bir sey kalmiyor, insanligimdan suphe duymaya basliyorum. Zaten uykuyu da bayilmayacak kadar almaya alistim. 6 saat derin uyudugum zaman benden mutlusu yok.







Bu buyuk islerde sabaha karsi 4-5 arasi yorgunluk maksimum seviyeye cikiyor. Stres seviyesi de biraz azaliyor operasyonel kisim bitince. Bilgisayar basinda analiz yaparken cok uykum geliyor. Bu iste cok olasi oldugu icin "fatigue management" (yergunlukla mucadele) konusuna cok agirlik veriyorlar. Bi suru sertifikalar falan tamamladim ama sonucta anladigim bunun hic bir seye yaramadigi. Allah sizi inandirsin bunun yoneticisi bi adam bile var. Adamin sifati "fatigue manager". Iste ne zaman kahve icersen ne kadar ise yarar, ne kadar sivi tuketip ne kadar sebze yemelisin falan konularina kafa yoruyor. Uykuya gelince, 20 dakika uyumak lazimmis cok yorulunca. Derin uykuya gecmeden uyanmak lazimmis. Bunun da taktigini ogrettiler, avucunuza anahtar veya bozuk para alip uyuyorsunuz, derin uykuya gecip kaslar gevseyince elinizdeki obje dusuyor ve uyaniyorsunuz. Neymis, dinlenmis olarak uyaniyormusuz. Bunu 2-3 ayda defalarca yaptim. Yani olmek uzereyseniz ise yariyor ama dinleniyor musun derseniz, imkani yok. Hele bir de stressliyken zaten uyumak 10 dakika suruyor, kalkmasi da ayri iskence oluyor. Bunu kendi mudurume de soyledim. Yorgunlukla mucadele insanlarin uyumasina yeterince izin verilmedigi surece utopik. 3 fincan kahve 1 saat uykunun yerini tutar mi? Kesin o mudur aksam 8 saat uyuyodur da gelip bize 20 dakika uyuyun diyodur...Alisacagiz mecburen, isin dogasi bu. Zaten en cok olum ise giderken gerceklesen trafik kazalari ve kalp krizine bagli. Ise giderken dedigim sabah mesaisine giderken degil tabi. Mesela birbirine 3 saat uzaklikta iki kuyuda is var. Gittin, ilk is 20 saat surdu. 3 saat uyudun, ekiple yola ciktin. Bir 20 saat daha calsacaksin. Arabayi kullansan bi turlu, kullanmayip baskasina guvensen bi turlu. Ise daha cok kisi alip, elemanlari daha cok dinlendirmek sanirim "yorgunlukla mucadele muduru" tutmaktan daha masrafli.



Iste bu sabah yine 4-5 arasi cok uykum geldi bilgisayar basinda bi yuruyuse ciktim. Dusundum o parayi bulan Lidyali'yi...Hadi o herif bi hevesle parayi bulmus, parayi ilk goturdugu adam ne malmis ki almis o parayi. Insan bi demez mi "mis gibi takasimiz varken nedir bu metal parcasi, gozum gormesin seni..." Iste o gun bugundur insanlik bu durumda. Ben bu parayi bulana degil de ilk parayi kabul edip tekerin donmesini baslatan herife fena halde dusmanim. Iste sonumuz bu oldu. Kuresel krizler, ekonomiler, dev sektorler....O adami o saatte onume koysalar, agzini burnunu rahat tempoda kirardim. Bana parayi bulani degil, ilk kabul edeni getirin. Ona bi bisey olmadi tabi. Maksimum 40 yil daha yasayip olmustir. Biz cekiyoruz simdi ceremesini.


Gecen col safarisine gittik. Kum tepelerinde ralli yaptik. Bedevi cadirlarinda deve sevip, dansoz izledik. Dansoz asiri kolpa danseden bir Rus hatunuydu. Ben nargilemi icip uzaktan izledim ama Batililar oldukca begendi. Bir tane Turkmen arkadas vardi, evli. "Sen evli degil misin, bakma hatuna" dedim. Bana dondu ve "S.ktir git" dedi. Acayip hosuma gitti arkadas. En son 17 Nisanda bir insanin gozlerine bakarak Turkce konustum. Arada telefon veya cam olmadan. O an farkettim insan anadilinde muhabbet etmeyi ozluyor. Bi tane Azeriyle 15 dakika konustum bi de sinifta Turkmen var. Turkmenin Turkcesi zayif, Azeriyi de tanimiyorum. Denk geldi, konustuk. Her yerde Turk olur ama burada yok. Gittim mudure soyledim. "Bak Turk varsa haber verin bana" dedim. Gideyim iki lafin belini kirayim. Bu da ayri bir sIkInti yaratti bunyede. Gecen haber verdiler buraya 15 km uzakta bir ofis var. Orada Turk bulmuslar.



Iste boyle, 23 gun sonra buradaki maceram bitecek. Hayatimda hic sinirlarim bu kadar test edilmemisti. Hem fiziksel hem zihinsel. Simdi onumde bi is kaldi ki cok bomba. Burada ogrendigim butun servislerin kombinasyonunu tek bir iste sergileyecegim. 16 saat operasyon, 12 saat analiz. Beklemesi hazirligi derken rahat 30 saati bulur. Yapicaz artik bi sekilde. Benim de henuz bir planim yok...Sonu geldiginde mutlu hissedecegim asikar. En azindan 50 derecede alevalmaz kumastan tulum giymek zorunda olmayacagim. Sonra yeni maceralar. Bunun tam tersi soguk kuzey denizi ve offshore. Bazen cok egleniyorum bazen de kucuk bir tostcu dukkanim olsa hic kipirdamasam istiyorum. Herkesin bir hayat hakki var sunun surasinda. Nedir bu yani kosusturup durdugumuz. Daha fazla felsefe yapmayacagim cunku felsefe yaptigim her dakika uykumdan gidiyor. Kalanini uyurken dusunurum artik.




Herkese iyi yaz gunleri diliyorum...Sahip olduklarinizin kiymetini bilin, kaderinizi sevin.


































Saturday, July 16, 2011

Tatil

Sonunda ertesi gunu dusunmeden yasayabilecegim bir noktaya ulastim. Gecici de olsa buraya varmak guzel. Olumu gorup, sitmaya razi olmak bizimkisi. Yarin 3 gunluk aramiz basliyor. Dubai' ye gidiyorum. Hazirliklar ancak sabaha bitti. Bir suru is vardi yine tatile gitmeden bitirilecek.
Bugun ilk kez karsimda etten kemikten bir insan varken Turkce konusmayi ozledigimi farkettim. 4 ay oldu, internet haricinde soyle ete kemige burunmus bir insanla Turkce konusmadim. Bu sektorde Turk az. Ulke olarak petrol uretiminde pek olmadigimiz icin sanirim. Cinli sinif arkadasimin deyimiyle "rare kind"im burada.

Bu meslegi yapanlari hayat kadinlariyla karsilastiran bir email aldim. Paylasayim istedim.
Sevgiler...

"When I try to explain to people exactly what I do in my job, it's
sometimes difficult to get them to understand.


This may put it in a way that makes it easier to grasp.

1. We work in weird shifts ... Like prostitutes.

2. They pay you to make the client happy .... Like prostitutes.

3. The client pays a lot of money, but your employer keeps almost
every penny ... Like prostitutes.

4. You are rewarded for fulfilling the client's dreams ... Like
prostitutes.

5. Your friends fall apart and you end up hanging out with people in the
same profession as you ... Like prostitutes.

6. When you have to meet the client you always have to be perfectly
groomed ... Like prostitutes.

7. But when you go back home it seems like you are coming back from
hell ... Like prostitutes.

8. The client always wants to pay less but expects incredible things
from you ... Like prostitutes.

9. When people ask you about your job, you have difficulties explaining
it ... Like prostitutes
10. Everyday when you wake up, you say: I'M NOT GOING TO SPEND THE
REST OF MY LIFE DOING THIS SH1T'.... Like prostitutes.

The only difference is the prostitutes can take Christmas and New Year's
Eve off and they actually DO make a lot of Money!!!"

Wednesday, June 22, 2011

Col Raporu

Gozlerimi actim saat sabah 03:00. Bir an aptalladim, neredeyim, ne zaman uyumusum, bugun hangi gun, dun ne yaptim, daha bir sey yapmali miyim? Etrafa bakindim, her sey yolunda. Boslukta sallanan aklim yerine geldi. Son 3 gun insan dogasinin sinirlarini test edercesine calismistim. Insan secimlerinin sonuclarini fazla sikayet etmeden yasamali ozellikle de her an baska secimler yapma sansi varken. O yuzden burada fazla sikayetci olmayacagim durumumdan. Muhendislikse istedigim, iste hardcore muhendislik. Boyle bir calisma sekli oldugunu daha once bilseydim Masterimi 9 ayda tamamlardim heralde. 10 saat winchman, 8 saat ara, 10 saat operator, 8 saat ara ve 10 saat muhendislik sifti yaptiktan sonra uyumadan bilgisayar basinda 10 saat daha finalizasyon. Son siftte uymadan gecen bir 27 saat. Cogu zaman onceki siftteki gecikmeden dolayi stand-by'da beklemek gerektiginden ise ne zaman baslanacagini kimse gercekten bilmiyor. En zoru da 10 saat sicakta operasyonu tamamladiktan sonra bilgisayarda data analizi yapmak. Yorgunluktan bir noktada insan kendini malca saga sola tiklarken veya daha da kotusu uykuya dalmis durumdayken ekrandan size tas-top vs geldigini gorup sicrarken buluyor. Bu arada litrelerce su icmeyi ve ekran basinda beslenmeyi de unutmamak gerekiyor. Yer yer sanal hayvan gibi hissediyorsunuz yani! Ayrica yuksek basinc, nukleer kaynakli araclar kullanildigi icin de konsantrasyonunuzu kaybetme luksunuz yok. Isten bu kadar bahsetmek yeter. Daha bu tempoda 2 ay daha yasayacagim. Isi gercek bir muhendislik olmasi nedeniyle sevdim ama stress beni cok yoruyor. Butun bu operasyonlar sirasinda ve oncesinde inanilmaz bir stres yuleniyor uzerinize. Zaman kisitli, musterilerin istekleri cok, tamamlamak gereken dokumanlar, kalite vs...Yoksa mesele sadece uyanik kalmak olsa ben 3 gun uyumam...
Insanin sinirlari zorlandiginda nasil da adapte oldugunu gormek cok ilginc. Sinifimda 18 kisi var. Hemen hemen her kitadan insan var. Buraya gelmeden once hepimiz normal yasamlar suruyorduk. Okula baslamadan once 27 saat uyumadan yuksek konsantrasyonla calisma fikri herkese cok uzaktir kesinlikle. Herkes 6-8 saat arasi uyuyan normal bireyler cunku. Simdi bakiyorum da en azindan 24 saat uyumamak herkes icin oldukca normal gibi. Bazilari stressle mucadelede daha basarili, bazilari daha duzenli...Farklar genelde burada olusuyor. Cunku isler ters gitmeye basladiginda sizi kurtaracak tek sey ne kadar duzenli oldugunuz. Eger her seyi kafanizda tutanlardan veya buna calisanlardansaniz kesinlikle sicarsiniz. Bu kadar uzun saatler ve baski altinda her seyi hatirlamak imkansiz...

Neyse, ayda 2 kere izin yapiyoruz Allahtan. Onda da ertesi gunku sinavi veya is hazirligini akillardan cikarip cosmak kolay olmuyor. Resimler o anlardan. Gecen mavi bayrakli bi plaja gittik cunku Brezilyalilar aylardir yuzemedikleri icin olme noktasina gelmislerdi. Aldik cocuklari plaja goturduk. Bunlara bi top ver bir de su. Ne yemek isterler ne para. Suyun rengi harikaydi ama biraz sicakti. Burada karisik-aile ve kadin plajlari var. Herkes inanilmaz derecede kadinlar plajina yuzmek istedi ama uzak oldugu icin vazgectik. Kadinlarin erkeklerden kesin cizgilerle ayrildigi her yerde erkek bunyesi sapkinliga gidiyor. Ben bunu anladim. Burada Arap arkadaslarla da konusuyorum. Onlar da cok mutlu degil gibi ama bir bireyin kafasina kucuk yasta sokulan her seyi birakip, marjinal adimlar atmasi da kolay degil. "Kadinlar Suudi Arabistan'da niye araba kullanamiyor?" diye sordugunuzda Suudi arkadasiniz "Kadin araba kullaninca biz tecavuz ediyoruz" derken aslinda o da bu cevapta bir carpiklik oldugunu biliyor ama mudehala edemiyor. Saga sola tecavuz etmemek icin bulduklari super care de erken yasta evlenmek. Bazen insan bir hata yapar, hatayi farkeder konuyu kapatir. Bazen de hata yapariz, duzeltmek icin bir tane daha, sonra bir tane daha...o boku alir her yere sivariz ya, iste bu is oyle. Araba kullanan kadina tecavuz etmemek icin 18 yasinda evlenmek gercekten mukemmel bir proje! Burada bir sey ogrendim, dunyada baris ve mutluluk ancak ozgurlukle gelecek. Bu konuda biraz doluyum ama cok carpiklik gordum. Internette porno yasak emirliklerde ama bir bara icmeye gittiginizde etraf hayat kadini dolu. Cocuklar gecen bir gece kulubune gitmislerdi. Allahtan gitmemisim. Tabi hepsi samba, merenge, tango modundaydi giderken. Malum bu danslar esli ama burada es bulmanin tek yolu (dans icin bile) para odemek olunca bizim Latin arkadaslar mal gibi kalmis. Allahtan yanlarinda bir kac Arap da vardi da baslamislar halay cekmeye. Adaptasyona bak, kulturler arasi farka bak. Latinler "kadina dokunmadan yapilan aktivite dans degil, spordur" diyor. Araplar kadinlari bosver, biz bize yeteriz deyip vuruyor halaya. Ertesi gun sinifta "disko nasildi?" dedim. Meksikali arkadasim vardi "We did group dance" dedi. Dedim eyvah, baslarina ne geldi acaba. Sonradan anlasildi ki "group dance" halaymis. Sinirlerim acayip bozuldu. Yasaklarla sistemi mahvetmisler. Kabul edelim burada olan-biten insan dogasina aykiri. Turkiye olarak lutfen bunlara ozenmiyelim. Insanligimizi korumanin tek yolu, ozgurlugumuzu korumak. Yoksa hayat boyu group dance! Tabi ki burada butun Arap camiasini da tovmet altinda birakmamak gerekir. Kalabalik bir camia. Bir Kuzey Afrika'li ile bir Oman'li bir degil...Insanlari da bir cirpida gruplamayalim. Genel itibariyle Avrupalilardan cok daha muhabbet ve yardimsever insanlar. Ama eglenmek icin yaptiklari seyler cok degisik. Hayattan zevk alis bicimleri farkli.
Bu tempoda Ramazan nasil gececek ben onu merak etmeye basladim. Tabi ki burada Ramazanda sokakta yemek yemek yasak. Ancak sicakta calisirken oruc tutmak ne kadar saglikli suphelerim var. Yaptigim nabiz yoklamalarina gore siniftaki muslumanlar -ben ve bir Cezair asilli Fransiz disinda- tam kadro hazir gibiler. Yapmayin, etmeyin dediysem de dinletemedim. Dusunun col sicaginda uzerinizde kalin tulumla 9-10 saate varan surelerde calisiyorsunuz. Terlemek baska bir boyut kazaniyor. Terlemekten cok vucudunuzda bir delikten su akiyormus gibi oluyor. Yani terlemede bir devamlilik var. Gunde bazen 7-8 litre su iciyorum ve inanir misiniz bir kere bile cis yapmiyorum. Adamlar bu 7 litre suyu icmemekten bahsediyorlar. 'Arkadas, biz de okuduk din kulturu ve ahlak bilgisi, yapmayin, kaza edersiniz' dedim ama dinletemedim. Mazeret saglam yani. Dusunsenize su kaybindan kafa bi milyon olacak, kendisine zarar verse iyi. Sen adamla ayni shiftte gorevliysen, 14milyon elektrovolt yayan bir nukleer cihazla burun buruna gelebilirsin ki o anda o arkadas tanrisina kavusmanin mutlulugu icerisindeyken sen ne dusunursun bilemem. Allah kabul etsin, ne diyelim. Tedirginim.
Bir de super bir kulturel hadise gerceklesti. Ise baslayanlar ilk yil yesil kask takiyorlar sirkette. Bir Cinli arkadasimiz bir gun kirmizi kaskla geldi. Herkes sormaya basladi sebebioni. Ogrendik ki Cin kulturunde yesil sapka takmak "esim beni boynuzluyor" demekmis. Ben de haliyle sordum "esin seni boynuzluyorsa sen bu mevzuyu neden bir de gidip halka aciyorsun?" Kultur iste. O da bilmiyor cevabini. Group dance yapmakla ayni sey. Herkes boyle yapiyor, ben de herkesin gittigi yoldan yuruyeyim ki basim agrimasin. Iste kulturun tanimi bu!
Isyankarim sanmayin, kuzu gibiyimdir. Ama yanlis seyler oluyor. En azindan konusmak lazim. Ustelik ben sinifta kulturler arasi diyolog elcisiyim. Araplara "Selamunaleykum" deyip "Aleykumselam haci" cevabi alirken (sakal tirasina usenmenin faydasi), Avrupalilarla AB muzakerelerini tartisan, Brezilyalilara futbol dersi veren, Afrikalilari ezen bir milletten olmadigi icin her zaman masalarina davet edilen, Kolombiyalilarla ve Meksikalilarla kotu aliskanliklar uzerine soylesen. Bizim de yanlislarimiz olmamis mi tarihte, olmus ama abartildigi kadar degil. Millet refahini baskalarini somurmek uzerine kurmus ve hala biz Turkler daha sucluyuz. Ben buna inanmiyorum. Su an ulke olarak en buyuk ihtiyacimiz ozgurlesmek ve entellektuel kapasitemizi arttirmak. Tarihle yuzlesmek ondan sonra kendiliginden gelir ve hatalar tekrarlanmaz.
Bir de genel resme bakinca Turkiye'de yasayan her bireyin o gun yasadigi cogu mutlu ani borclu oldugu bir isim olduguna artik kesinlikle ikna oldum. Sizin mutlulugunuza direk katkisi olan bu adami hep hatirlamaniz dilegiyle, Arap collerinden sevgiler.

Asagiya vaktin varsa ye, uyu, eglen resimlerimi ekliyorum. Cok calisinca bu vakitlerin kiymeti daha iyi anlasiliyor.

































Bu arada musik ya Ankara'da ya da Seattle' da yapilinca guzel oluyor illa ki: